Türkiye ve Tayland’ın Şaşırtıcı Tarihsel Bağları

Merhaba değerli tarih ve kültür meraklıları! Bugün sizlere rehberliğimde, harita üzerinde birbirine binlerce kilometre uzaklıkta görünen ama tarih sayfalarında şaşırtıcı derecede yakınlaşmış iki muazzam devletin hikayesini anlatacağım. Rotamız, Asya’nın iki ucundaki bağımsızlık kaleleri: Osmanlı İmparatorluğu ve o zamanki adıyla Siyam Krallığı (bugünkü Tayland).

Hazırsanız, Piri Reis’in haritalarından Bangkok’taki cami kapılarına, Yıldız Sarayı’ndaki ziyafetlerden Siyam prenslerinin Kapalıçarşı alışverişlerine uzanan bu büyüleyici yolculuğa başlayalım.

1. Bölüm: Efsaneler ve Denizciler Çağı (16. – 17. Yüzyıl)

Hikayemiz sandığınızdan çok daha eskiye dayanıyor. Osmanlıların Siyam’dan haberi var mıydı? Kesinlikle!

Kâtib Çelebi’nin Cihannüma’sına göre Güneydoğu Asya, 1732 baskısında temsil edildiği şekliyle.

Haritalardaki Siyam: “Şehr-i Nev”

16. yüzyılda Osmanlılar, Hint Okyanusu’na açıldıklarında Siyam Krallığı’nı tanımaya başladılar. Ünlü denizcimiz Piri Reis ve Seydi Ali Reis’in eserlerinde bu topraklardan bahsedilir. O dönemde Osmanlı ve Fars kaynaklarında Siyam’ın başkenti Ayutthaya, “Şehr-i Nev” (Yeni Şehir) veya “Gemiler Şehri” olarak geçer,. Seydi Ali Reis, “Muhit” adlı eserinde Siyam’a denizden nasıl gidileceğini dahi tarif etmiştir. Hatta Katip Çelebi’nin ünlü “Cihannüma”sında Siyam Krallığı’nın nehirleri ve şehirleri detaylıca anlatılmıştır.

Siyam Ordusunda Bir Türk Komutan: Hayreddin Muhammed

Sıkı durun, işte en ilginç hikayelerden biri! 1544 yılında, Portekizli gezgin Mendes Pinto’nun notlarına göre, Siyam Kralı’nın hizmetinde çalışan Türk bir komutan vardı: Hayreddin Muhammed. Bu Türk komutan, 1538’de Hadım Süleyman Paşa’nın Hindistan seferine katılmış, ancak filodan ayrı düşerek Siyam kıyılarına varmıştı. Siyam Kralı, Hayreddin Muhammed’i ve emrindeki askerleri, Portekizli korsanlara karşı savaşmaları için ülkenin kuzey sınırından geri çağırmış ve ona büyük yetkiler vererek donanmanın başına geçirmişti,. Bir Osmanlı askerinin Tayland tarihinde “yenilmez” olarak anılması ve dukalık teklif edilmesi gerçekten büyüleyici bir detaydır.

Bangkok’ta Bir Osmanlı Valisi

17. yüzyıla, Kral Narai dönemine atlayalım. Fransız ve Fars kaynakları bize inanılmaz bir detay veriyor: Bangkok’ta valilik yapan bir Osmanlı vatandaşı! İranlı bir elçinin notlarına göre, bu kişi “Rum” (Osmanlı) diyarından gelmiş, “Çelebi” unvanına sahip ve sonradan Şiiliği seçmiş bir Osmanlıydı,. Bu “Rumi Çelebi”, altın yaldızlı kayığıyla nehirde süzülürken Siyam sarayında önemli bir nüfuza sahipti.

Saraydaki Tayland Seramikleri: Mertebani

Topkapı Sarayı’nı gezerken gördüğünüz o yeşil seladon seramiklerin bir kısmının Tayland’dan geldiğini biliyor muydunuz? Osmanlılar bu değerli seramiklere, Siyam’ın o dönemki önemli limanı Martaban’dan dolayı “Mertebani” adını vermişlerdi. Gümüş tabak kullanmanın dinen hoş karşılanmadığı sofralarda, bu seramikler Osmanlı elitleri tarafından gümüşe alternatif olarak çok sevilirdi.

2. Bölüm: Modernleşme Sancıları ve İlk Resmi Temaslar (19. Yüzyıl)

Zamanı biraz ileri saralım. 19. yüzyılda her iki imparatorluk da benzer bir kaderi paylaşıyordu: Batı sömürgeciliğine karşı bağımsız kalmak ve modernleşmek. Bu ortak kader, onları birbirine yaklaştırdı.

Bombay’da Bir Karşılaşma (1872)

Modern Tayland’ın kurucusu sayılan Kral Chulalongkorn (V. Rama), Hindistan gezisi sırasında Bombay’da Osmanlı konsolosuyla karşılaştı. Kral, Sultan’ın sağlığını sordu ve Osmanlı ile ticaret yapma isteğini dile getirdi. Bu, modern dönemdeki ilk üst düzey temastı,.

Prens Damrong, Sabah gazetesinin manşetlerinde yer aldı.
21 Kasım 1891.

3. Bölüm: Prens Damrong İstanbul’da (1891) – Büyük Ziyaret

İşte tarih turumuzun en can alıcı noktası! Siyam Kralı’nın kardeşi ve önemli bir reformcu olan Prens Damrong, 1891 yılında İstanbul’a geldi. Sultan II. Abdülhamid, Prens’i büyük bir misafirperverlikle karşıladı,.

  • Konaklama: Prens ve heyeti, bugün Beşiktaş’ta bulunan Yıldız Sarayı Merasim Dairesi (Şale Köşkü)’nde ağırlandılar,.
  • Bir Fotoğrafın Sırrı: Yıllarca Türkiye’deki müzelerde ve kitaplarda “Japon Heyeti” olarak etiketlenen fesli ve üniformalı çekik gözlü heyet fotoğrafı aslında Prens Damrong ve ekibine aittir! Fotoğraf, Abdullah Frères tarafından Şale Köşkü’nün merdivenlerinde çekilmiştir,,.
  • İstanbul Turu: Bir turist rehberi olarak Prens’in rotasını şöyle çizebilirim:
    • Cuma Selamlığı: Prens, Yıldız Camii’nde Sultan’ın Cuma selamlığını izledi.
    • Alışveriş: Kapalıçarşı’ya gidip ayakkabıcılar loncası başkanından ayakkabı ve antika dükkanlarından hediyelik eşyalar aldılar.
    • Kültür Turu: Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı (Hazine dairesi gezildi ve şerbet ikram edildi) ve Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Okulu) ziyaret edildi.
    • Askeri İnceleme: Prens, Heybeliada’daki Bahriye Mektebi’ni ve Haliç Tersanesi’ni gezdi,.

Bu ziyaret, iki ülke arasında o kadar sıcak bir hava yarattı ki, 1893’te Fransa Siyam topraklarına saldırdığında, Osmanlı diplomatları Londra ve Paris’ten durumu endişeyle rapor ettiler ve Siyam’ın bağımsızlık mücadelesine büyük bir sempati duydular,.

Prens Damrong ve maiyetinin Chalet Kiosk (Merasim Dairesi) önünde çekilmiş bir fotoğrafından hazırlanmış kartpostal.
Kaynak: Onur Yüksel
Prens Damrong ve maiyetinin Chalet Kiosk (Merasim Dairesi) önündeki fotoğrafından hazırlanmış kartpostal.

4. Bölüm: Nişanlar ve Prensesler (20. Yüzyıl Başları)

Çakri Nişanı ve Prens Chakrabongse (1899)

1899’da, Kral Chulalongkorn’un en sevdiği oğlu Prens Chakrabongse İstanbul’a geldi. Pera Palas Oteli’nde hazırlandıktan sonra, Siyam’ın en yüksek nişanı olan Çakri Hanedanı Nişanı’nı Sultan II. Abdülhamid’e takdim etti,. Bu nişan bugün Topkapı Sarayı Müzesi’nde görülebilir. Yıldız Sarayı’nda Türk mutfağından yemeklerin sunulduğu ve saray orkestrasının müzik çaldığı muazzam bir ziyafet verildi. Genç prens İstanbul’dan o kadar etkilendi ki, buradan Rus gemisiyle ayrılırken Sultan ona bir at hediye etti.

Prens Boworadet ve Askeri Gözlem (1909)

1909’da topçu generali olan Prens Boworadet, Osmanlı ordusunu incelemek için İstanbul’a geldi. Pera Palas’ta kaldı ve İstanbul’daki askeri kurumları detaylıca gezdi,.

Bangkok’taki Bang Uthit Camii girişindeki Osmanlı arması.

5. Bölüm: Bangkok Sokaklarında Osmanlı İzleri

Turumuzun son durağı olarak sizi zihnen Bangkok’a götürmek istiyorum. Chao Phraya Nehri kıyısında veya eski Müslüman mahallelerinde yürürken karşınıza tanıdık bir sembol çıkabilir.

  • Bang Uthit Camii: Bu caminin giriş kapısının üzerinde kocaman bir Osmanlı Arması kabartması vardır!.
  • Nehir Kıyısındaki Evler: Nehir kenarındaki bazı tarihi binaların cephelerinde Osmanlı Sultanlarının tuğralarını görebilirsiniz.
  • Hilal-i Ahmer Yardımları: Balkan Savaşları sırasında, Siyam Müslümanları Osmanlı Kızılayı’na (Hilal-i Ahmer) ciddi miktarda para yardımı göndermişlerdir.

Kadı Kluang Camii’nin cephesinde Türk bayrağı figürleri ve Osmanlı arması kabartması yer almaktadır.

Sonuç

Değerli misafirler,

Bir yanda İstanbul, diğer yanda Bangkok… Coğrafi olarak uzak ama ruh olarak birbirine “bir parça Avrupa, bir parça Asya” şeklinde bakan, sömürgeciliğe direnmiş iki gururlu millet. 1925 yılında bir Türk dergisi olan Resimli Mecmua, Siyam’ı “Medeniyete dev adımlarla sessizce yürüyen ülke” olarak tanımlamış ve onu Asya’nın şanslı bağımsız ülkelerinden biri olarak övmüştür.

Bugün Tayland’a gittiğinizde bir cami kapısında Osmanlı arması görürseniz veya Topkapı Sarayı’nda bir Siyam seramiğine rastlarsanız, Prens Damrong’un Kapalıçarşı’daki ayak seslerini veya Hayreddin Muhammed’in Siyam denizlerindeki kahramanlıklarını hatırlayın.

Bu uzun ve keyifli tarih turunda bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim!


Chao Phraya Nehri kıyısındaki bir binanın cephesindeki Tuğra kabartmaları.


Makalede Yararlanılan Eser: İsmail Hakkı Kadı, The Ottoman Empire and The Kingdom of Siam Through The Ages

Yorumunuz

Your email address will not be published.

Tayland Tarihi Konusunda Diğer Makaleler